ÇERKESÇE’NİN YAŞAMAMASI MI GEREKİYOR?!. - Yılmaz ÖZCAN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ÇERKESÇE’NİN YAŞAMAMASI MI GEREKİYOR?!. - Yılmaz ÖZCAN
Tarih: 28.11.2014 > Kaç kez okundu? 1691

Paylaş


.



. “Çerkesçe Öğrenim”e ilginin azalmasının nedenleri çoktur. Ancak en

başta gelen nedeni, ona bir pranganın vurulmuş olması ve bu durumun,

Çerkes Toplumu’nu gerçekten temsil etmeyen Sivil Toplum Kuruluşları

ile akademik çevreler tarafından ısrarla savunulmasıdır. Bunlara göre

bilimsel verinin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan halktan yana görünüp

onun yok olmasını savunmaktır. Aceba tarih (yalancı olanı değil), bu tür

dezenformasyoncuları nasıl anacaktır? Bunu bilemeyiz. Ama kesin olan şu

ki, “topluma uyguladıkları dezenformasyon ve grileştirme görevlerini en iyi

biçimlerde gerçekleştirdiklerini, Çerkes Toplumu’nu kandırarak oyalamayı

iyi becerdiklerini” kesinlikle yazacaktır. Bu kişiler; “Olmaz! Birileri rahatsız

olurlar ve öksürürler!” diyerek toplumu korkutmayı da ihmal etmiyorlar.

. Konuya dönecek olursak, Adıge Dilleri ile Adıge Kültürü’nün yok

oluşunun önlenmesi, ancak iki konuda Adıge Toplumu’nun birlik sağlaması

ile mümkün olabilecektir. Bu faktörlerden birincisi; sonsuza kadar sırtımızda

oturacak olan bu dezenformasyoncuların etkilerinden kurtulmak ve birilerinin

öksüreceğinden korkmamaktır. İkincisi ise; kişilerin icazetlerinden kurtulup

genel dilbilimin verileri ile Çerkes Dilleri’nin özelliklerini doğru tahlil edip,

onları, özelliklerinin gereklerini karşılayacak şekilde Batı Yazı Normları’na

tam uygun olarak standart latin harfleri ile ortak bir sistemle yazmak ve bu

ortak yazış sisteminin sadece kendi dillerimizde uygulanmasını yeterli olarak

görmeden onu, müteakip adımlarla bütün Kuzey Kafkas Dilleri’ne teşmil

etmektir. Ortak biçimde yazış; bu dilleri rahatlatacağı gibi Kafkas Halkları

arasında güçlendirilmiş kültürel beraberliği de getirecektir. Bu sağlanmazsa,

bu dillerin yok oluşları ve onların sahipleri olan insanlarımızın Slavlaşması

kaçınılmaz olacaktır. Slav nüfusu çok olsa da insanlarımızın yaşadıkları

coğrafyanın da Slavlaşması, hegemon gücü kuşkusuz memnun edecektir.

. Dünyanın en mükemmel kitapları, en iyi öğretim dokümamları, en iyi

öğretmenleri sağlansa da; Çerkes Dilleri’ne teknik olarak uymayan,

onların yazılarını yeterince "okunuşlu ve kullanışlı" duruma getiremeyen,

başka bir ifade ile söz konusu dillerde, insanın algılama ve ruhsal yapısına

uygun bir yazı oluşturamayan “Slav Yazısı” ile; Çerkes Dilleri’nin yeni

nesillere yaygın ve etkin olarak öğretilebilmesi mümkün değildir. Slav

Yazısı ile Adıge Dili’ni öğrenenlerin sayısı, o dili unutanların sayısının

% 3' ü kadar dahi olamayacaktır. Çünkü; Slav Yazısı teknik olarak Çerkes

Dilleri’ne uygun olamamaktadır. Slav Yazısı’nın imlâsı bu dillere ağır

gelmektedir. Bu durum; iki nedenden, Adıgece’nin ses özellikleri ile Slav

Harfleri’nin orfografik özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Adıgece’nin

Slav Dilleri’nden farklı olarak ünsüz sesleri çok olup, çok ünsüzlü hecesi

olan kelimelerinin miktarı ile bunların kullanım yoğunlukları fazladır. Slav

Yazısı’nın ise, dik çizgilerle oluşan harflerinin miktarı çoktur. Bu harfler;

metin (tekst) içinde çok ünsüzlü hecesi olan kelimelerin yazılarını yeterli

olarak “okunuşlu ve kullanışlı” duruma getirememektedirler. Slav Yazısı

ile yazılmış bir Adıgece metin (tekst) içerisinde; çok ünsüz harfli hecesi

olan kelimelerin harflerinin seçilmeleri, seslerinin anlaşılmaları, bunların

anlamlarının okuma süresince zihinde tutulması zor olmaktadır. Bundan

dolayı Slav Yazısı ile yazılmış Adıgece yazıların okunmaları zevkli değil,

tam aksine sıkıcı ve sıkıntılı olmakta, insanı Adıgece ile yazı yazmaktan

ve Adıgece’yi kullanarak çalışmaktan uzaklaştırmaktadır. Bu sebeple

dünyada Adıgece bilenler gittikçe azalmaktadır. Bu durum görüldüğü ve

bilindiği halde; Slav Yazısı’nın bu dillerde kullanılmasına devam edilmesi

için ısrar edilmektedir. Rus Yönetimi'nce; yazı değişikliği yapılamayacağı

hususunda, kanunla yasak getirilmiştir. Bu; çok haksız bir durumdur. İnsan

haklarının ayaklar altına alınmasıdır. Adıgeler; yaşayabilmek için kendilerini

savunma dışında, dünyada hiçbir ulusa ve insanlara zarar vermemişlerdir.

Ama kendilerine en ağır jenosid uygulanmıştır. Fiziki jenosid yeterli olarak

görülmemiş, kalan insanlar vatanlarından sürülmüşlerdir. Bu da yeterli olarak

görülmemiş, bu toplumun bakiyeleri üzerinde günümüze kadar acımasız olarak

süren “Kültürel Jenosid” uygulanmıştır. Bu da yeterli bulunmamış ki, tam da diyasporada kültürel bakımdan nefes alabilecekleri bir sırada gizli görüşme ve

anlaşmalarla “Slav Yazısı” prangası, diyasporadaki insanlara da vurulmuştur.

Şimdi ise topluma bu pranganın kurtarıcımız olduğu söylenmekte ve bizimle

alay edilmektedir!... Ama yanlış yapılmaktadır. Çünkü, dezenformasyonları

uygulayanların çocukları, torunları, insani duygulardan tecrit edilmiş olarak

yetişecekleri için mutsuz ve bedbaht olarak yaşayacaklardır. Başka bir ifade

ile ebeveyinlerinin sayesinde mutsuz hayatlar süreceklerdir. Gelecekteki yeni nesillerine; kaliteli insani duyguları verebilecek, güzellikleri gösterebilecek,

ruhsal bakımından doyurucu ve güzel yaşamayı öğretecek insanlara yaşama

hakkı tanımadıklarından kendi nesilleri mutsuz olarak yaşayacaklardır. Başka

bir ifade ile kendi kuyularını kazmaktadırlar! Ne diyelim, kendileri bilirler!..

. Dünya’daki bilim insanları ve akademisyenler; Çerkes Dilleri’ne ve Çerkes

Kültürü’ne sahip çıkmazlarsa, kısa bir zaman içinde bu diller ve Çerkes Kültürü

dünyadan tamamen silinecektir. Çerkesler’in, dillerini ve kültürlerini yaşatmak

için önlem alabilmeleri mümkün değildir. Çünkü; sadece Rusya’da kanunla

yasak konulmakla kalınmamış, devletlerarası gizli temaslarla “yazı prangası”nın

diyasporada da bu insanlara vurulması sağlanmıştır. Slav Yazısı teknik olarak bu

dillere uymasa da, Çerkesler Slav Yazısı’nı kullanmak zorundadırlar. Ne kadar

hazin bir durum değil mi?!.

. Değerli akademisyenlere, bilim insanlarına ve vicdanı olan bütün aydınlara

soruyorum: Lütfen aynı haksızlığın size yapıldığını düşünün! Öyle bir dünyada

siz mutlu olabilir misiniz?!. Konunun çok üzücü olan bir tarafı da; Avrupa ve

dünyanın diğer ülkelerindeki bilim insanlarının, akademisyenlerin bu kültürel

jenoside ses çıkarmamaları ve Türkiye’deki akademisyenlerin ise bu kültürel

jenoside katkıda bulunmalarıdır. Kanaatime göre, Çerkes Dilleri ve Kültürü

dünya ülkelerine ve insanlığa zararlı değildir. Tam aksine dünyaya güzellikler,

moral değerler, insanlık değerleri ve güzel duygular katmaktadırlar. Bu güzel nitelikleri taşıyan bir kültürün ve onun dili olan Çerkesçe’nin yaşamaması mı gerekiyor?!.

. Çerkes Dilleri ve Çerkes Kültürü’nün yaşayabilmesi için onun, ilk önce

teknik olarak kendisine hiç uymayan “Slav Yazısı” prangasından muhakkak kurtarılması gerekmektedir. “Slav Yazısı'nın Çerkes Dilleri’ne uymadığını"

Kafkasya'daki kimi cesaretli Çerkesler de açıkça ifade etmektedirler. Ama her

ne hikmetse, Slav Yazısı'nın bu dillerde kullanılmasına devam edilmesi için

bizim akademisyenlerimiz başta olmak üzere ısrar edilmektedir. Âdeta "Slav Yazısı'nın Adıgece'yi boğmasına seyirci kalınması ve hatta marifetli kişi ve

kuruluşlarca kültürel jenoside katkıda bulunulması" için tüm dünya anlaşmış

gibidir. Ne diyelim hayırlısı olsun…

. Madem bu dilin ve kültürün yaşaması sahiden istenmiyor, o halde niye bu insanlar boş yere oyalanıyor?!. Onların zamanları kendilerinden niye çalınıyor?

Bu insanlara dürüst davranılsa da, “Artık Çerkesçe’nin ve Çerkes Kültürü'nün

yaşatılmasına gerek duyulmadığı” kendilerine söylense ve ona göre davranılsa

daha doğru ve etik bir hareket olmaz mı?!. Çerkesler kendilerine dürüst olarak davranılmayı da mı hak etmiyorlar?!.

. Adıge Toplumu'ndan bir kişi olarak; Türkiye'nin ve dünya'nın akademik çevreleri ile dilbilim insanlarına şunu söylemek istiyorum:



. ÇERKES KÜLTÜRܒNÜN ÖLMESİ; SİZLER İÇİN, HERKES İÇİN VE DÜNYA İÇİN HİÇ DE İYİ OLMAYACAKTIR!..



Yılmaz Özcan

28.11.2014







Yorumlar











Aktif Ziyaretçi 27
Dün Tekil 749
Bugün Tekil 181
Toplam Tekil 1870207
IP 54.196.74.153






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































24 Zi'l-ka'de 1438
Ağustos 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 3.099 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu