BASIN BÜLTENİ Derinya ve Aplıç kapıları bugün geçişlere açılıyor - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Derinya ve Aplıç kapıları bugün geçişlere açılıyor
Tarih: 12.11.2018 > Kaç kez okundu? 69

Paylaş


Kıbrıs Türk tarafının iyi niyet göstergesi olarak ilki 23 Nisan 2003'te açılan sınır kapılarına, bugün iki yeni kapı daha ekleniyor.

Halen 7 olan sınır kapısı sayısı, bugün geçişlere açılacak Gazimağusa bölgesindeki Derinya ve Lefke bölgesindeki Aplıç kapılarıyla 9'a yükselecek.





Akıncı’nın Kıbrıs sorunuyla ilgili basın konferansı bugün



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Kıbrıs sorununda gelinen son durumla ilgili bu akşamki basın konferansı, televizyon kanallarından canlı olarak verilirken, BRT 2’den de Rumca simultane tercümeyle yayımlanacak.

Cumhurbaşkanlığı’nda saat 19.30’da başlayacak basın konferansına, önceden başvuru yaparak akredite olan Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rum, Türkiye ve uluslararası haber ajanslarından gazeteciler katılarak soru da sorabilecek.

BRT1 ve diğer televizyon kanallarından canlı olarak aktarılacak toplantı, aynı anda BRT2 kanalından Rumca simultane tercümeyle yayımlanacak. Basın konferansı, BRT’nin internet sitesinden de takip edilebilecek.





Özersay: “Ortak vizyon olmadan müzakereye girmek hata olur”



Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, “ortak vizyon olmadıkça müzakereye girmemeliyiz. Hata olur” dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) Kıbrıs sorunu konusunda açıklamalarda bulundu.

Kudret Özersay, son BM raporunda tarafların önce ortak vizyon konusunu netleştirmeleri gerektiğine dikkat çektiğini anımsatarak, bu nokta netleşmeden müzakere öngörülmediğini söyledi ve şu uyarıda bulundu:

“Anastasiades’in açıklamaları ortada ortak bir vizyon bulunmadığını net şekilde gösteriyor, bu nedenle hal böyleyken müzakerenin ne şekilde yapılacağını gösterecek bir ortak kağıt hazırlığı atı arabanın önüne koymak olur, hata olur. Ortak vizyon olmadıkça müzakereye girmemeliyiz. Ortak vizyon eksikliği, hatta örtüşmeyen ve giderek de uzaklaşan iki farklı vizyon sorunu ayan beyan ortadadır.”

BM’nin kendi raporunda Kıbrıs’ta bir müzakerenin başlayabilmesi için iki temel unsura dikkat çekildiğini, bunlardan birincisinin tarafların Kıbrıs’ın geleceğine dair ortak bir vizyona sahip olup olmadıklarını tartışarak netleştirmeleri ve ancak bunun ertesinde ikinci bir unsur olarak da sürecin tam olarak nasıl olacağı konusunda tarafların bir anlaşmaya varmaları olduğunu söyleyen Özersay, şöyle devam etti:

“Şimdi bunlardan birincisinin, yani adanın geleceğine dair ihtiyaç duyulan ortak vizyon ve anlayışın bulunmadığı bu kadar aşikarken, hiç bunu sorgulamadan doğrudan müzakereye başlama çabasını sakıncalı buluyorum.

Bugüne değin müzakere süreçlerinin başarısızlığa uğramasının nedenlerinden birinin sonuç alıcı müzakere yapılmaması olduğu elbette doğrudur ancak doğrunun tamamı değildir. Bugüne dair başarısızlığın asıl nedeni Kıbrıs Rum tarafının statükodan bizim kadar rahatsız olmuyor oluşudur. Federal ortaklık denilen şeyin yönetimi ve zenginliği paylaşmaktan geçtiğini görmek istemiyor, bu paylaşma mantığını içine sindiremiyor oluşudur.

Ortada siyasi eşitliği budamaya kalkan, federal ortaklıkların en temel olmazsa olmazı olan paylaşma anlayışına ters açıklama ve önerilerde bulunan bir Kıbrıs Rum siyasi liderliği varken adımlarımıza dikkat etmemiz gerekir. Aynı cümlelerden farklı şeyleri anladığımız çok aşikar: Federasyondan da, siyasi eşitlikten de, dönüşümlü başkanlıktan da. Kıbrıs Rum tarafı en temel konulara bu şekilde yaklaşırken müzakere sürecini yeniden başlatmak bizi kaçınılmaz olarak kaldığı yerden devam kısır döngüsüne sokar. Geldiğimiz aşamada asıl dikkat edilmesi ve kaçınılması gereken husus budur diye düşünüyorum.”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay, BM yetkililerine de şu çağrıda bulundu:

“Müzakerenin, genel anlamda sürecin nasıl olacağının tanımlanacağı ortak bir kağıt hazırlama çabası, yani bir başka ifadeyle ‘terms of reference’ belgesi hazırlama çabası BM’nin son raporunda da tarafların ortak vizyon konusunda anlayış birliğine varmalarından sonra yapılacak bir çalışma olarak öngörülmüştür. Bu çok doğru bir yaklaşımdır. Oysa şimdi ortada ortak biz vizyon olmadan, hatta birbirinden giderek uzaklaşan farklı vizyonlar olduğu durumda bu kadar temel bir eksikliği göz ardı etmek ve doğrudan müzakere sürecinin ne şekilde olacağını konuşmaya çalışmak atı arabanın önüne koşmaktır.

BM yetkilileri de bu hataya düşmemelidir. Bu dönemde ilk ve öncelikle soru ortada duruyor: ‘Kıbrıs’ın geleceğine dair ortak bir vizyon var mı? Bence yanıt olumlu değildir. Bu soru ve böyle bir yanıt ortada dururken neyi nasıl müzakere edelim? Eylül ayında New York’ta taraflar arasında bu dönemde samimi bir sorgulama sürecine ihtiyaç olduğunu söylemiştik. Samimi bir diyaloğa ihtiyacımız var, müzakereye değil demiştik. BM’nin son raporu bu kapıyı aralamıştır. Müzakerelere kaldığı yerden devam edilmesi yerine önce oturun bu adanın geleceğine dair ortak bir vizyona sahip misiniz, o açıdan hangi noktadasınız oturun tartışın denilmiştir BM tarafından. Kıbrıs Türk tarafı olarak bu konuda ısrarcı olmalıyız diye düşünüyorum.”

Dışişleri Bakanı Özersay, ortak vizyon eksikliği sorunu ayan beyan ortada dururken, sanki bu yokmuş gibi davranmanın bugüne kadar olup biteni alt alta yazıp müzakereye devam etmeye kalkışmanın tam da Rum tarafının istediği gibi müzakerelere kaldığı yerden devam etmek anlamı taşıyacağını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu da hiç tartışmasız yeni bir kısır döngüyü beraberinde getirecektir. Kağıt üzerinde ne kadar iyi ‘sürecin nasıl yürütüleceği belgesi’ düzenlenirse düzenlensin bugüne değin müzakere süreçlerinin başarısızlığa uğramasının nedenlerinden birinin sonuç alıcı müzakere yapılmaması olduğu elbette doğrudur ancak doğrunun tamamı değildir. Bugüne dair başarısızlığın asıl nedeni Kıbrıs Rum tarafının statükodan bizim kadar rahatsız olmuyor oluşudur; federal ortaklık denilen şeyin yönetimi ve zenginliği paylaşmaktan geçtiğini görmek istemiyor, bu paylaşma mantığını içine sindiremiyor oluşudur.”



Dışişleri Bakanlığı, BM Barış Gücü’nü notayla protesto etti



Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıslı Türklerin ara bölgedeki Denya köyüne geçtiğimiz Cuma günü yapacakları ziyaret ve ibadet etkinliğini “zamanlaması uygun değil” gerekçesiyle iptal eden BM Barış Gücü’nü notayla protesto etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, etkinliğin keyfi ve dayanağı olmayan gerekçelerle iptal edildiğine işaret edilerek, “Yaşanan son örnekle, adada görev yapan BM Barış Gücü’nün iki tarafa adil ve eşit davranmadığı bir kez daha ortaya çıktı” denildi.

BM Barış Gücü’nün bu etkinliğin iptaline sebep olmasının kabul edilebilir olmadığı da vurgulanan açıklamada “Kendi görev yönergesi ve talimatlarına dahi uymayan böylesi bir yaklaşım iki toplum arasında değil güveni tesis etmek, BM Barış Gücü’ne olan güveni de maalesef zedelemektedir” değerlendirmesi yapıldı.

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın BM Barış Gücü’nün engellediği sivil etkinliğe dair açıklaması şöyle:

“Üç hafta önce bakanlığımıza başvuru yapan Denya köyünün Kıbrıslı Türk eski sakinleri ara bölgede kalan köylerindeki caminin, iki kez saldırıya uğramasının ardından, Kültürel Miras Teknik Komitesi tarafından bir süre önce restorasyonunun yapıldığını beyanla, 9 Kasım 2018 tarihinde köylerine bir ziyaret gerçekleştirip Cuma namazı kılmak istediklerini belirtmişlerdir.

Bakanlığımız talebi sözlü olarak ilettikten sonra 25 Ekim 2018 tarihinde, bir yazı ile Denya köylülerinin eski Serhatköy-Denya yolunu kullanarak Cuma namazı gerçekleştirmek istediklerini BM Barış Gücü yetkililerine yazılı olarak da iletmiştir.

BM Barış Gücü bunun ardından katılacak olan kişilerin kimlik numaraları, araç modeli ve plaka bilgilerini, ayrıca araç sigortasını talep etmiş, bu taleplerine tüm iyi niyetimizle olumlu yanıt verilmiştir. Bunun üzerine BM Barış Gücü bu kez de geçtiğimiz Çarşamba günü daha önce hiçbir uygulamada olmadığı halde minibüsü kullanacak olan şoför ile bir ön görüşme yapmayı talep etmiş, Bakanlığımız buna da olumlu cevap vererek, görüşmenin eski Serhatköy-Denya yolunun ara bölgeye giriş yapılacak olan bölgesinde gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Bu talebin de karşılanmasının ardından BM Barış Gücü bu kez de yolun KKTC tarafında kalan bölgesinde mayınlı bir alan bulunduğunu iddia etmiş, bölgemiz içerisinde mayınlı bir alan bulunmadığına dair sözlü teminatımızın yetersiz görülmesi üzerine yazılı olarak da gerekli teminat Bakanlığımızca kendilerine iletilmiştir.”

Açıklamanın devamı şu şekilde:

“Bu çerçevede, tüm hazırlıklar tamamlanmışken, hatta Denya’nın Kıbrıslı Rum sakinlerinin bu ziyaretten memnun olacakları ve ikram da yapmak istediklerine dair bilginin BM Barış Gücü’nce tarafımıza iletilmesine rağmen BM Barış Gücü tüm bunları hiçe sayarak, dün (geçtiğimiz Perşembe) akşam saatlerinde, etkinliğin zamanlamasının uygunsuz olduğu gibi yine anlamsız ve dayanaktan yoksun gerekçelerle ara bölgeye giriş izni verilmeyeceğini iletmiştir. Ara bölgedeki etkinliğin yapılmasına 12 saat kala böylesi keyfi ve dayanağı olmayan gerekçelerle iptaline sebebiyet verilmesi Denya’nın Kıbrıslı Türk köylüleri üzerinde büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.”

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında şunlar da kaydedildi:

“Bilindiği gibi ara bölgenin sivil kullanımının mümkün olduğunca teşvik edilmesi yönünde BM barışı koruma operasyonları görev yönergesi içerisinde çok açık ifadeler bulunmaktadır. Ayrıca Kıbrıslı Rumların, benzer şekilde, ara bölgenin 4 farklı yerinde (Derinya’da, Trulli’de, Madenliköy’de ve Şirinköy’de) herhangi bir izin ve kontrole tabi olmadan ayin gerçekleştirdiklerinin de altını çizmek isteriz.

KKTC hükümeti, gerek ülkemizde gerekse ara bölgede yapılan bu türden etkinliklere mümkün olduğunca gerekli desteği her zaman göstermiştir. Ancak, Kıbrıslı Türklerin ilk kez yapılan benzeri talebine yapay ve dayanaksız bahanelerle, tüm hazırlıkların yapılmış olması ve köylülerin yaşayacağı hayal kırıklığını da göz ardı ederek, böyle bir tavır alan BM Barış Gücü’nün bu etkinliğin iptaline sebep olması tarafımızca kabul edilebilir bir durum değildir. Yaşanan son örnekle, adada görev yapan BM Barış Gücü’nün iki tarafa adil ve eşit davranmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. BM Barış Gücü bu tavrıyla hem Kıbrıslı Türkleri hayal kırıklığına uğratmış hem de kendi görev yönergesine aykırı hareket etmiştir. Bu yaşananlar ayrıca BM Barış Gücü’nün yürüttüğü misyona da gölge düşürmüştür. Kendi görev yönergesi ve talimatlarına dahi uymayan böylesi bir yaklaşım iki toplum arasında değil güveni tesis etmek, BM Barış Gücü’ne olan güveni de maalesef zedelemektedir.

BM Barış Gücü bu konudaki anlaşılmaz ve rahatsız edici tutumu nedeniyle Bakanlığımız tarafından bugün (geçtiğimiz Cuma günü) gönderilen bir Nota ile protesto edilmiştir. Benzer konularla ilgili istişarelerimiz sürmekte olup değerlendirmelerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”



Atatürk anıldı



Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 80. yıldönümü olan bugün Türkiye’yle birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de törenlerle anıldı.

Başkent Lefkoşa’daki ilk törene, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, Başbakan Tufan Erhürman, Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Şefik, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Yılmaz Yıldırım, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Tevfik Algan, bazı bakanlar, milletvekilleri, askeri erkan, devlet ve Türkiye Büyükelçiliği yetkilileri, sivil toplum örgütleri ile kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Anıt Özel Defterine şunları kaydetti:

“Aziz Atatürk,

Sonsuzluğa uğurlanışının 80. yılında seni yine sevgi ve saygı ile anıyoruz. Kurucusu olduğun ve ‘En Büyük Eserimdir’ dediğin Türkiye Cumhuriyeti ile yakın işbirliği içerisinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin daha iyiye, daha güzele ulaşması için tüm gayretimizle çalışıyoruz.

Senin ilke ve devrimlerinin gönüllü takipçileri olan Kıbrıs Türk halkı demokratik, laik, bir sosyal hukuk devleti olarak KKTC çatısı altında çağdaş ve uygar bir yaşamın kalitesini arttırmak yönünde çabasını sürdürecektir.

Bu çaba sürerken bir yandan da yine senin ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilken çerçevesinde, Kıbrıs’ta kalıcı, makul ve adil bir çözüm için de uğraşlarımız devam edecektir.

Bu düşüncelerle aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz.”













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Flickr





LinkedIn





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Başbakan Yardımcılığı ve

Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 601 1800 - 01

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar












Web-Site'miz AA-Anadolu Ajansı Abonesidir.



Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 1200
Bugün Tekil 980
Toplam Tekil 2415843
IP 54.87.18.165






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:



































































14 Recep 1440
Mart 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Sevgim - Millete!
Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete!
itaatim - Hocalarıma!
Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma!
Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!

(Ebülfez ELÇİBEY)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.096 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu