BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı, Maas ve Blok’la görüştü - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı, Maas ve Blok’la görüştü
Tarih: 28.09.2018 > Kaç kez okundu? 81

Paylaş


New York’taki temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Mass ve Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok ile ayrı ayrı görüştü.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le bugün yapacağı görüşme için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, Maas ve Blok ile gerçekleşen görüşmelerinde, Kıbrıs sorunuyla ilgili Kıbrıs Türk tarafının görüşleri aktarıldı ve görüş alışverişinde bulunuldu.

Akıncı, önceki gün de, AB’nin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Komiseri ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini’yle görüşmüştü.

Akıncı ayrıca Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in doğum gününü kutladı.

Akıncı, yeni yaşına New York’ta giren Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e mesaj gönderdi.

Akıncı mesajında, Anastasiadis’e ailesiyle birlikte sağlık ve esenlikler diledi.



Özersay, Amerika’nın Sesi’ne konuştu: “Kıbrıs’ta yeni bir sorgulama sürecine ihtiyaç var”



Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri arasındaki ilişkilerin mevcut durumunun ve uluslararası toplumun ilgisinin, Kıbrıs müzakere sürecini gündemin üst sıralarına taşıyacak ve Kıbrıslı Rumlar’a baskı yapacak vaziyette olmadığını söyledi.

Özersay, “Burada yaptığımız görüşmelerde gözlemlediğim en önemli unsurlardan bir tanesi de, ki dışarıdan bakıldığında da aslında önemli ölçüde görülebiliyor bu, Doğu Akdeniz bölgesinde ve Ortadoğu'da dünyanın öncelikleri çok daha farklı noktalarda. Yani eğer üzerine eğilinmesi gereken ve hızlıca çözülmesi gereken acil sorunlar nelerdir diye sorulsa bugün New York'ta yukarıdan aşağıya sıralanacak olan bir listenin en altında bile Kıbrıs sorunu yer almayabilir. Dolayısıyla özellikle Kıbrıs sorununun çözümünde mevcut statükodan yararlanan ve çözümü istemesi yönünde kendisine bir miktar baskı yapılması gereken ya da teşvik edilmesi gereken bir Kıbrıs Rum tarafıyla karşı karşıyayız. Bunu yapabilecek olan da özellikle uluslararası aktörler. Uluslararası aktörlerin ilgisinin bu oranda düşük olduğu ve dünya politikasının bu şekilde olduğu bir dönemde, yıldızların hizaya girdiği değil adeta biraz dağıldığı bir dönemde Kıbrıs Rum tarafını kapsamlı çözüme teşvik edecek ya da zorlayacak bir ortam cok fazla göremiyorum” dedi.

Özersay, Kıbrıs’ın geleceğiyle ilgili bir sorgulama sürecinin başlamasına ihtiyaç olduğunu, New York’taki görüşmelerin bunu sağlamasını umduğunu belirtti.

Özersay, “Yani 50 yıldan sonra Genel Sekreter’in yaptığı gibi birisini görevlendirerek ‘peki bundan sonra Kıbrıs’ta nereye gideceğiz’ sorusunun yanıtını aramanın bu dönemde yapılabilecek en doğru şey olduğu kanaatindeyim. Yani müzakerelerin yeniden başlaması değil, kaldığı yerden devamı değil -ki bunlar kısır bir döngünün devamından başka bir anlam taşımayacaktır, bir çeşit patinajdan başka sonuç doğurmayacaktır- ihtiyacımız olan şey ‘biz nerede hata yapıyoruz, neyi sorgulamamız gerekir ki 50 yıldır başarısızlığa uğrayan bu süreç bizi başka bir yere götürsün, gerçekten gitmek istediğimiz hep bu söylediğimiz yer mi, yani iki bölgeli iki toplumlu federasyon bizim gerçekten gitmek istediğimiz yer mi, samimi miyiz bütün taraflar bunu söylerken, buna aynı oranda ihtiyaç duyuyor muyuz' sorularını sorup samimi bir sorgulama dönemini başlatmamız gerektiği kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında denenmemiş bir yöntemin kalmadığını, tüm yöntemlerin tüketildiğini söyledi. Özersay, Kıbrıs’ta yaşanan türden uyuşmazlıklarda, mevcut durumun her iki tarafı da ciddi oranda rahatsız eder bir noktaya vardığında çözümün mümkün olabileceğini belirtti. Ancak şu anda Kıbrıs Rum tarafını rahatsız edecek bir durumun olmadığına dikkati çekti.

Özersay, “Kıbrıs sorunu çözülmese ve mevcut statüko devam etse bile Kıbrıs Rum tarafı bütün adanın yasal hükümeti konumundadır. Kıbrıs sorunu çözülmese ve mevcut statüko devam etse bile Kıbrıs Rum tarafı AB'nin tam üyesidir. Kıbrıs sorunu çözülmese ve mevcut durum, statüko devam etse bile Kıbrıs Rum tarafı doğal gazı tek başına çıkarmak için adımları atmaya devam edebilmektedir ve uluslararası aktörler kendisine bu konuda herhangi bir caydırıcı mesaj vermiyorlar. Bütün herkes ‘bu doğal zenginlik Kıbrıslı Türkler’e de aittir’ diyor olmasına rağmen kendisine böyle bir mesaj vermiyorlar. Dolayısıyla bu ortamda, kim kendisini Kıbrıs Rum liderliğinin yerine koysa, ‘niye ben çözüm yapıp Kıbrıslı Türkler’le yönetim ve zenginliği paylaşayım ki?’ sorusunu sorardı, bu haklı bir soru durumuna geliyor. O nedenle Kıbrıs'ta mevcut statükoyu, mevcut durumu sorgulayacak, sarsacak bir takım adımlar atılmadığı müddetçe Kıbrıs sorununun bütün tarafların özel bir talebiyle ve ısrarıyla çözüm noktasına gelmesi çok kolay bir şey değildir. Bunu bence objektif bakan, realist değerlendirme yapan herkes görebilir” diyor.

Özersay, bütün yöntemler tüketilip hala bir çözüme varılamamış olmasının, sorunun yöntemden ziyade konunun özünde, yani varılmak istenen hedefte olduğunu gösterdiğini söyledi.

Özersay, “İki bölgeli iki toplumlu federasyon çözüm modeli sorunlu bir model değil aslında. Ama Kıbrıs’taki olgular açısından baktığımızda tarafların talep ettiklerini söyledikleri şey bu olmasına rağmen aslında iki tarafın aynı cümleden anladığı şey farklı. Yani iki bölgelilikten Rumlarla Türkler farklı şey anlıyoruz. Siyasi eşitlikten farklı şey anlıyoruz. Bu da doğal olarak müzakerenin içeriğine yansıyor. O nedenle tam da böyle bir dönemde samimi bir sorgulama sürecinin içerisine girersek bence çok daha sağlıklı bir sonuca ulaşırız. Bu da yeni bir müzakere süreciyle değil, tarafların ‘bundan sonra ne yapacağız ve gerçekçi olan nedir’i samimiyetle, birileri karşısında iyi çocuk görüntüsü çizmeye gayret göstermeden, ‘puan toplayayım BM nezdinde’ gibi bir egzersiz içerisine girmeden, belki BM’nin de olmayacağı bir ortamda oturup karşılıklı olarak ‘ne yapacağız arkadaş bundan sonra, madem ki ikimiz de var olacağız bu adada’, bu soruyu sorup bunun cevabını birlikte aramaya çalışmak bence en doğru yoldur önümüzdeki dönemde” dedi.

Özersay, federasyon paylaşmaya dayalı bir ortaklık modeli olmasına rağmen bugün Kıbrıs Rum tarafının, yönetimi ve zenginliği Kıbrıs Türk toplumuyla paylaşmaya hazır olmadığının bir gerçek olduğunu söyledi, 2004 tarihli BM Genel Sekreteri raporunda da bu tespite yer verildiğini hatırlattı.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, “O zaman soru şudur; yönetimi ve zenginliği paylaşmaya dayalı ortaklık modeli olan federasyona bu şartlarda nasıl ulaşacağız? Yoksa buna hazır hale gelmelerini sağlayacak bazı adımlara mı ihtiyaç var? Bir yöntem budur bana kalırsa. Ama bu adımlar atılmıyor ve atılmayacaksa o zaman o hedeflenen modele dair bir sorgulamaya ihtiyaç var. O zaman daha farklı, başarılabilir bir hedef koymak lazım, bu da federal modelden daha farklı bir model de olabilir” ifadelerini kullandı.

Özersay adada şu anki temel ihtiyacın, kapsamlı çözümü beklemeden birçok alanda işbirliği yapmak olduğunu, bunun hem karşılıklı güveni besleyeceğini hem de ekonomik anlamda karşılıklı bağımlılık yaratacağını kaydetti.

Özersay, “Biz adeta Kıbrıs'ta farazi olan ve 50 yıldır ulaşılamayan bir hedefi konuşuyoruz, saatler ayırıyoruz, emek harcıyoruz ama günü kaçırıyoruz, bugünü yaşamıyoruz. Bugün iki taraf arasındaki ilişki nasıl şekillenmeli konusuna yeterince çaba harcamıyoruz. Buna yatırım yapmak bence çok daha gerçekçi ve gelecek nesiller için aslında çok daha faydalı olabilir. Somut bir örnek vereyim, doğal gaz konusunda tarafların ayrı ayrı ve tek taraflı faaliyetleri yerine bugün Kıbrıs Rum tarafı gelse ve Kıbrıs Türk tarafıyla bu konuda masaya otursa ve çıkarılacak olan doğal gazı, adanın bütününü ele alıp kuzeyi de güneyi de, birlikte kuracağımız, illa ki iki devlet gibi alıp iki devletin anlaşma yapmasına da gerek yoktur, iki toplumlu bir şirket kurarak bir şirket üzerinden birlikte çıkarsak, o şirketin başka şirketlerle yapacağı ortaklıklarla birlikte işletsek, uluslararası piyasaya birlikte aktarsak, bu iki taraf arasında ekonomik bir karşılıklı bağımlılık yaratacak olan bir şeydir. Bu geleceğe dönük olarak bizi çok daha iyi yerlere taşıyabilecek olan bir modeldir” diye konuştu.

Özersay, bunun için de tarafların birbirini tanımasına gerek olmadığını belirterek, Almanya örneğini verdi. Almanya’nın bölündüğü dönemde iki tarafın birbirlerini tanımasalar da fiilen varlıklarını kabul edip ilişki geliştirebildiğine dikkati çeken Özersay, ayrıca 2011’de Kıbrıs Türk tarafının enerji krizi yaşayan Rum tarafına elektrik sattığını hatırlattı.

Kudret Özersay, uluslararası aktörlere de ciddi bir görev düştüğünü, Rum tarafını hem Kıbrıslı Türkler’le işbirliği yapma hem de müzakere edilmiş bir çözüm yolu bulma konusunda motive etmeye dönük adımlar atılması gerektiğini söyledi. Ancak Özersay, uluslararası aktörlerin bu sorumluluklarını yerine getirmediğini savundu.

Özersay, Amerika’nın da Kıbrıslı Rumlar’a yakın durarak bir firması aracılığıyla sondaj çalışmalarını destekliyor olmasını eleştirdi, bunun uluslararası ilişkiler bağlamındaki sorumluluklarına ters düştüğünü söyledi.

Özersay, “Yani bir uyuşmazlığın taraflarından bir tanesinin yanında yer alan, onun duruşunu destekleyen ve kendi menfaatini aslında ön plana çıkaran bir yaklaşım. Kendi menfaati uluslararası sistemi destekleyerek de elde edilebilecek bir menfaattir. Yani ABD’den aslında beklenti iki tarafı işbirliği yapıp doğal gaz konusunu birlikte çözmelerini ve en azından bütün Kıbrıs meselesini çözemiyorlarsa bile bu konuda işbirliği yapmalarını teşvik etmektir. Ama, muhtemelen diyorum, bu bir analizdir; Rusya Federasyonu’nu bir tehdit olarak gördüğü için ABD, Rusya Federasyonu’nun sadece Suriye’ye ve bölgeye değil bir de Kıbrıs’a girişini engellemek için Güney Kıbrıs’ta enerjinin ötesinde savunma ve askeri işbirliği alanında da yakınlaşma noktasına doğru girmiş durumdadır ABD. Bütün bunlar Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüm bulunması yönünde beni daha az umutlandırmaktadır.

Ama aynı zamanda herkesin bilmesi gereken bir şey var; sırf bazı uluslararası büyük aktörler bu bölgeye giriyorlar diye, kendi menfaatleri çerçevesinde hareket ediyorlar diye biz de bundan sadece üzüntü duyup oturup ağlayacak değiliz. Türkiye Cumhuriyeti’yle birlikte KKTC olarak biz de savunma, askeri işbirliği, enerji ve benzeri konularda paralel bazı adımları atmaktan geri durmayacağız. Bunu çatışmacı bir mantıkla söylemiyorum ama caydırıcılık bağlamında herkes gibi biz de ulusal menfaatlerimizi ileriye taşımak bağlamında kesinlikle geri durmayacağız ve yapmamız gerekenleri yapacağız” dedi.



Erhürman ve bakanlar bugün Derinya kapısında incelemelerde bulunacak



Başbakan Tufan Erhürman ve bazı bakanlar yarın Derinya Geçiş Kapısı’nda incelemelerde bulunacak.

Bugün gerçekleştirilecek ziyarette Başbakan Tufan Erhürman’a, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars ile Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali eşlik edecek.



Avrupa Birliği, adadaki kültürel mirasın korunması çalışmalarına 3 milyon Euro daha hibe etti



Avrupa Birliği, iki toplumlu Kültürel Miras Teknik Komitesi tarafından sürdürülen kültürel mirasın korunması çalışmaları için, 3 milyon Euro daha bağışta bulundu.

3 milyon Euro’luk hibe ile birlikte, bahse konu çalışmalara en büyük katkıda bulunan Avrupa Birliğinin mali desteği 2012’den itibaren 17.7 milyon Euro’yu buldu.

UNDP Gelecek için Ortaklık aracılığıyla sağlanan destekle 2012’den itibaren ada genelinde, aralarında Ortodoks, Maronit ve Ermenilere ait kilise, cami, minare, sur, hamam, su değirmeni ve su kemerinin de yer aldığı 31 kültürel yapı üzerinde restorasyon, koruma ve güçlendirme işleri yapıldığı kaydedildi.

Ada genelinde 23 tarihi yapıda da temizlik; kapı, pencere ve tel örgü tamiratı gibi küçük işler yapıldığı; 40 tarihi yapı ile ilgili de yapılacak işlerin tasarımının hazırlandığı ifade edildi.

Açıklamada, AB’nin 3 Milyon Euro’luk katkısından, toplumların her kesiminin ortak kültürel mirası öğrenmesine yönelik etkinlikler için de bütçe ayrıldığı kaydedildi.

Açıklamaya göre, Kültürel Miras Teknik Komite temsilcileri Ali Tuncay ve Takis Hadjidemetriou, yaptıkları açıklamada, “Adanın kültürel mirasını kurtarmak Kıbrıs’ta yaşayan herkesin sorumluluğudur. Aynı zamanda uluslararası örgütleri de ilgilendiriyor çünkü küresel kültürel mirasın bir parçasıdır. Kültürel Miras Teknik Komitesi bize, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların, işbirliği yaparak üretken olabileceğini gösterdi” ifadelerini kullandı.

UNDP Kıbrıs Sorumlusu Tiziana Zennaro ise, “Bu girişimler, binlerce Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumu bir araya getirerek, kültürel mirasın, devam etmekte olan barış ve güven arttırıcı önlemler için nasıl ateşleyici bir unsur olabileceğini gösterdi” dedi.



DAÜ, 3. kez dünya listesinde



İngiltere merkezli yükseköğretimi derecelendirme kurulu Times Higher Education’ın (THE) açıkladığı Dünya Üniversite Sıralaması’nda Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) üçüncü kez yer aldı.

79 farklı ülkeden bin 258 üniversitenin yer aldığı THE 2018 – 2019 Dünya Üniversite Sıralaması’nda DAÜ 601-800 dilimi arasında yer alarak 2017 yılından itibaren bu başarıyı üçüncü kez gerçekleştirmiş oldu.

Üniversiteleri öğretim, araştırma, bilgi transferi, uluslararası görünüm, akademik yayınlar, akademik yayınlara yapılan atıflar, uluslararası akademik kadro, uluslararası öğrenci sayısı, sosyal faaliyetler, topluma yapılan hizmetler gibi kriterlere göre sıralayan THE’nin hazırladığı listede Oxford, California Institute of Technology, Stanford, Cambridge, MIT, Harvard ve Princeton gibi üniversiteler de yer alıyor.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Flickr





LinkedIn





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Başbakan Yardımcılığı ve

Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 601 1800 - 01

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar












Web-Site'miz AA-Anadolu Ajansı Abonesidir.



Aktif Ziyaretçi 30
Dün Tekil 1206
Bugün Tekil 1183
Toplam Tekil 2413539
IP 34.228.42.25






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:



































































12 Recep 1440
Mart 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 8.821 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu