VIII. ŞAİRLER BULUŞMASI - Erdoğan PAMUK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









VIII. ŞAİRLER BULUŞMASI - Erdoğan PAMUK
Tarih: 24.09.2018 > Kaç kez okundu? 41

Paylaş


29 Mayıs 2018

Batum’dan itibaren Tiflis’e kadar yol boyu kiliseli köyler gördük. Mademki gezi yazıları gezilen yerlerin karakteristik özelliklerini yazmayı gerektiriyor, o halde domuzlardan söz etmemiz lazım. Zaman zaman şoför aracı yavaşlatmak zorunda kalıyor ve adeta söyleniyor:

-Bu ülkede adama çarpmaktan daha tehlikeli domuza çarpmak! Burnunun dikine giden bu hayvana dikkat etmezsek, otobüsü versek cezasından kurtaramayız! Hindistan ineği gibi buranın domuzu kutsal!

Tiflis kadim şehir! 1204 Yılında Haçlı Latinler İstanbul’u ele geçirince iki prens buraya, anneanneleri Gürcü kraliçesi Tamara’ya sığınıyorlar. Tamara ordusundaki paralı Kıpçak Türk komutan ve askerlerin yardımıyla 1205’te Trabzon Rum İmparatorluğu tarih sahnesine çıkıyor ve 250 sene Doğu Karadeniz’de hüküm sürüyor.

Ardahan’dan çıkıp gelen Kura nehri Tiflis’i ikiye bölüyor. Şehirde özellikle Borçalı bölgesinden gelen Azeri Türkleri de yaşıyor. Ahundov Müze ve Kültür Merkezi diplomatik bir statü ile Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından yönetiliyor. Bu bilgileri veren ve bizi karşılayan Sefir, yani Azerbaycan’ın Gürcistan elçisi Heyetimizi ağırlıyor.

Müze salonundaki toplantı 2006’da vefat eden ünlü şair Zelimhan Yakup adına düzenlenmişti. Söz verilince burada kısa bir konuşma yapıp sözlerimi merhumun dizeleriyle bağladım:

“Yeni mizan, yeni dünya kuranda,

İlk andımız son andımız Turan’dı

Nişan veren peygamberdi, Kuran’dı.

Ne yazılsa hayra yazım olacak,

Ezel ebet dünya Türkün olacak,

Yarın sabah dünya bizim olacak…”

Altı saat süren sohbetli müzikli akşam ziyafetinin ardından Dolabaurı adlı otelimize çekildik. Ertesi sabah erkenden Kırmızıkörpü hudut kapısına giderek İvanişvili’nin Gürcistan’ını terk edip İlham Aliyev’in ülkesine dahil olduk. Azerbaycan Şamahı şehrindeki programa yetiştik.

30 Mayıs 2018, Şamahı

Medeniyet Merkezinde icra edilen program Fikret Sadık ve Rauf Parfı adına düzenlenmişti.

Fikret Sadık 1930 Şamahı doğumlu şiir, oyun, hikâye ve senaryo yazarı bir ulu kişi olup 2016’da vefat etmiştir. Büyüklüğünü şu veciz sözünde bulabiliriz: “Mene göre Türk Şeiri, Dünya şeiri üzüğünün gaşıdır” Aktaracak olursak Dünya şiiri Türk şiiri olmadan olmaz, yüzüğün taşı olmadan yüzük değeri olmaz, demeye getiriyor. Yönünü Türkiye’mize dönen şair: “Menim adım böyük Türk Şairi Tofiq (Tevfik) Fikret’ten gelir. Nazım Hikmet’i görmüşem, Orhan Veli’ni uzaktan uzağa tanıyıram, ohumuşam, sevmişem” diyordu. Nurlarda yatsın!

Özbek Türkü Rauf Parfı’dan (1943-2005) öğrendiğimize göre: Gaspıralı atamız 1893 senesi Buhara’ya gider ve burada ilk Cedit okulunu açar. 1908 senesi yani 15 yıl sonra tekrar Buhara’ya gittiğinde Muzafferiye adını verdiği okulunu kurar. İşte bu okul sayesinde Nevaî, Uluğ Bey, Birunî, Farabî, İbni Sina gibi Türk Büyükleri gün yüzüne çıkar. Yetişen Ceditçiler Abdurrauf Fıtrat, Abdülhamit Süleyman Çolpan ve hatta Azerbaycan Ceditçilerinin başı olan Nerimanov gibi niceleri Türklüğe hizmet etmişlerdir.

Söz Nerimanov’a gelince Atatürk’le geçen bir söyleşiye vurgu yapmalı. Bilindiği gibi Kurtuluş Savaşında Azerbaycan Cumhuriyetinden külliyetli miktarda yardım alan Atatürk borcumuzu sorduğunda Nerimanov kendisine şu tarihî cevabı verir. “Kardeşler arasında borç olmaz, ancak yardımlaşma olur!”

Nerimanov üstadı Gaspıralı’nın ölümü üzerine 20 Sentiyabr/Eylül 1914 tarihli Basiret gazetesinde şöyle yazmıştır: “Millet senin kahramanlığını unutacak olursa, kendi kendini yok etmeye çalışıyor demektir” ve bu sözün Gaspıralı’nın mezar taşına yazılmasını teklif etmiştir.

Şamahı’da bu duygu ve düşüncelerle kültür gezimizin keyf ve hazzını yaşadım.

31 May 2018, Gence

Gence, adıyla özdeş olan Nizamî’nin diyarı ve Bakü’den sonra Azerbaycan’ın ikinci büyük şehri. Hamse yani Beşli Nizamî kitaplarının her bir muhteşem, yol boyunca sıralanan heykeli ile ve büyüleyici türbesi ve tabelasına göre “Mehseti Gencevi Merkezi” Müzesini gezdik.

Üstat Anar’ın kılavuzluğunda ve onun merhume annesi Nigar Refibeyli’nin ruhu sanki bize Gence’de eşlik ediyordu. Ala gözlüm ve Azerbaycan şivesiyle “bönevşeler” romantizmini yaşamamıza sebep belki de onun adı verilen orta mektep ve talebelerinin hazırladığı programın etkisiydi. Nigar hanımın heykeline yansıtılan güzelliği ve kırmızı güller, karanfiller, lale ve sümbüllerle dolu park çevresinde her anımızı ebedileştirmek istercesine Heyetimiz, sayısız şekil/fotoğraf çekindi.

Nigar Hanımın Türkiye’deki muadili olarak seçilen adaşı, Macar Osman Paşanın kızı Nigar Hanımdan da programlarda anılıp söz edildi.

Yine kendisi gibi sanatçı, edip olan Resul Rıza’nın hanımıdır Nigar. Kocasıyla büyük aşk yaşadığı bilinen Nigar Hanımın, Ülkemizde Ötüken yayınları arasında 2006’da çıkan Bahar Nağmesi ve Bengü yayınları arasında çıkan 2014 tarihli Ela Gözlüm kitaplarındaki şiirleri aşkının tanığıdır. Diğer Azerbaycan Türkleri gibi Nigar Refibeyli’nin de Nazım Hikmet hayranlığını, onun ölümüne yazdığı ağıttan anlamaktayız:

“Gardaş gördüm

Rus Gızının, Arap şairinin

Alman Komünistinin

Gözünde yaş gördüm.

***

Goyup gittin ışığı insanlara

Yazıp yarattığın eserlerinle

Garışdın ebedi bahara…”

Ve Göygöl! Bizdeki Abant benzeri bir tabiat harikası! Ancak buradaki ziyafet sırasında akşamın dağ soğuğuna maruz kalıp çoğumuz biraz hastalandık…

1 İyun/Haziran 2018, Şemkir

Özellikle “Sn Cenap Başçı” bizdeki mülki amir, Ali Paşa Memmedov bizi çok iyi karşıladı ve ağırladı. Şemkir şehrindeki program gereği Ahmed Cevad Ahundov ve Mehmet Akif Ersoy anılacaktı.

Öncelikle şehri 1814 yılında kuran Almanlardan kalan bir kilise gezisiyle güne başladık ve sonra Çocuk Bayramı ile sergilerine tanıklık ettik. Şehirde Almanların etkisiyle olmalı çok zengin ve bu zenginliğin başlıca kaynağı olan çalışkanlığa ve girişimciliğe dayalı seracılık faaliyetlerinin yoğunluğunu gözlemledik.

Türkiye’mizde Mehmet Akif’le kıyaslanan Ahmed Cevad; Azerbaycan milli marşını yazmış, Selam Türkün Bayrağına ve Balkan Faciaları kitaplarının sahibi Türkçü Turancı bir büyük şahsiyettir. 1916 Koşma, 1919 Dalga şiir kitaplarının sahibi ancak 15 Kasım 1914’te yazdığı Çırpınırdı Karadeniz ile meşhur olan bir şairimizdir. Bu sevilen şarkının bestekârı Üzeyir Hacıbeyli’dir.

Represiya yılları dediğimiz 500 bin Türk aydının Stalin’in emriyle yargısız infaz edildiği 1937 yılında Ahmed Cevad henüz 45 yaşındayken katledilir. Lakin 1955 yılında yargılanarak aklanır. Böylece ailesi kurtulur ve temize çıkar. Sovyet Rejiminde biri suçlu ilan edilse; onun evlatları, eşi, ana babası ve kardeşleri de suçlu kabul edilirdi.

Ahmed Cevad son şiirini infazından önce ziyaretine gelen bir dostuna ezberleterek yaymıştır. Çünkü yazmanın ve yazıyı taşımanın da mümkünü yoktur. Bu acıklı şiirin bazı dizeleri:

“Niye susum, konuşmayım, Türk Yurdudur bu torpak

Oğuzların, Elhanların vatanında kimdir bak!

Nece susam, konuşmayım, men eyleyim heyânet

Hani sevgi, hani vatan, de harda galdı millet?

Ne kadar ki hâkimlik var, mahkûmluk var, ben varam!

Zulme garşı isyankâram, ezilsem de susmaram!”

***

Bana göre Mehmet Akif’le paralellik arzeden, üslubu örtüşen Azerbaycan Türk Büyüğü Mirza Elekber Sabir Tahirzâde’dir. Sosyal adaletsizliği anlatan şu dizelerine bakar mısınız?

“Gurban kesir Helilüllah eşgine

Fegir sual edir, Allah eşgine

İki gonşu bir birinin milleti

Her ikisi bir peygamber ümmeti

Biri kesir gurban, bişirir eti

Bayram edir, Helilüllah eşgine

O biri de bahir, Allah eşgine…”

Hophopname sahibi Sabir, halkın topladığı bağışlarla heykeli dikilen ilk büyük adamdır. Daha 1906’da Molla Nasreddin dergisini çıkarmıştır. Hiciv örneği olarak “Nerde bir Müselman/YOBAZ görsem gorhuram!” deyişi farklı varyantlarla müzik parçası olarak Türkiye’de onlarca sanatçı tarafından (Zerrin Özer, Grup Laçin, Göğebakan, Hüseyin Turan vd.) seslendirile gelmiştir.

2 Haziran/İyun 2018, Tovuz

Mikail Azaflı ve Cambıl Cabayev/Jambıl Jabayev adına düzenlenen Şairler buluşması etkinliği, seçim bölgesi olması hasebiyle Ganire Paşayeva önderliğinde gerçekleşti. Özellikle Goca/Gara Kartal lakaplı merhum Mikail Azaflı ailesinden neveler/torunların katılımı ve hediyeleşmeler heyecana yol açtı. Biliriz ki heyecan olmayan yerde başarıdan söz edilemez!

Stalin döneminde takip ve hapiste ömür geçiren Mikail Azaflı (1924-1991)’nın kızları Gülara ve Dilara’nın da âşıklık sanatı yönünde eserler verdiklerini öğreniyoruz. Zaten Tovuz’un aşıklar diyarı olduğunu Ganire Hanım bir kıssa ile anlattı. Özet olarak, Sovyet rejimi sanatçı ve âşık olanlardan vergi alınmayacağını ilan edince tahsildarlar; Tovuz’da herkesin muafiyette olduklarını görüp bari şu Rus aileden vergi tespiti yapalım diye varınca, aile bağlamayı burunlarına dayayıp seslendirmiş. Haliyle Tovuz’da hiç kimseden vergi alamamışlar…

“Aslım Azerbaycan zerli hamayıl

Mahalım Tovuz’dur, dağlara mayıl

Kentim Azaflıdır adım Mikayıl

Tahallüs Azaflı olan deyirler…”

(Tahallüs: mahlas: takma isim)

***

“Deyerler gocaldın ağardı başın

Vay bu hicran gocalttı men gocalmazam

Göylere savruldu torpağım taşım

Vay bu zaman gocalttı men gocalmazam”

***

“Ümid menden üz dönderse

Penceremi döğse gorhu

Bir elimden gopuz tutar

Bir elimden Dede Gorhud”

Azaflı şiir örnekleri seçimimiz sanırım “üslubu beyan aynıyla insandır” Yani şairin üslubu kişiliğinin aynasıdır. Şairi en iyi anlatan örnekleri vermeye çalıştım.

Jambıl muamması ve ben!

1936 Kızıl Bayrak Nişanı, 1938 Lenin nişanı 1939 Hürmet belgesi Madalyası sahibi Cambıl’dan söz ediyoruz. Represiya yılları denilen 500 bin aydının, özellikle Türkçülerin kurşuna dizildiği yıllarda Rejimin Cambıl’ı ödüllendirmesi muamma gibidir.

Heyetimiz içinden Jambıl’ı (Kazak Türkçesinde “J” harfiyle telaffuz) işlemem isteği ve bu görevi üstlenmemle Parmaksız Başkanımızca konunun uhdeme verilmesi sonucu kürsüden yaptığım konuşmada özet olarak:

Merhum Edebiyat Profesörü Kırgız Türkü Salican Cigitov’dan vaktiyle aldığım notlar ve alıntılarla 1846-1945 yılları arası yaşamış asırlık çınardan söz ettim. İki dünya savaşı yaşamış, oğlunu şehit vermiş destancı şair olarak destan ata, çağın Homeros’u, alp âşık nitelemeleriyle anılan Jambıl’ın şöhretini; sadece Rejimin övüp arkalamasına bağlayamayız. İlk olarak sanatçı kişiliği, ikinci olarak bunun halk arasında karşılık ve kabul görmesi ve üçüncü olarak Rejimin bu kabulden prestij arayışıdır. Bu yüzden kendisine sekreter tahsis edilmiş ve hareket serbestiyeti verilmiştir.

1937 yılında -adına dikkat ediniz- Kenen Azerbayev ile Kafkasları dolaşırlar. Bu yıllar Homo Sovyetikus projesinin uygulandığı yıllardır. Hâlbuki bu yıllarda, bu ikisinin nice Türk Aydını dostları infaz edilirken Cambıl’ın Almatı’ya heykeli dikilmiştir.

Cambıl’ın ölümü üzerine Azerbayev, Jambıl-Jır destanını yazıp yayınlamıştır. Bundan bir dörtlüğü Türkiye Türkçesine aktararak birlikte okudum:

Adamga az emes jüs yas degen - Adama yüz yıl yaşamak çok değil

Qoynuna qara jerdin kim kirmegen? - Koynuna kara yerin kim girmemiş?

Qırık jıl joldas bolgan jayran Jake – Kırk yıl yoldaşım olan zavallı Jambıl

Sagındım davısındı kümbirlegen. – Gürleyen güzel sesini özledim.

Yine rahmetle anarak Salican Cigitov agay’dan alıntıyla; adına Cambıl dombrası denilen üçgen dombrası ile de meşhur olup sözlü kültür ürünleri uzmanıdır. Anız-ertegiler (Efsane-masallar), makal-meteller (Ata sözleri) ve aytıslar (Atışmalar) üçgen şeklindeki bu dombıra ile icra edilmiştir.

Hazır kürsü ve mikrofonu ele geçirmişken dinleyiciye “Sözümün canı var mıdır? Dostlarım!?” Azerbaycan usulü sorup tasdik alınca sözü dostum ve meslektaşım merhum Zelimhan Yakub’a getirdim ve Nigar Hanım, Anar ve diğer Azerbaycan ziyalıları gibi onun da Nazım Hikmet hayranı olduğunu söyleyerek “Bizim Dostlar” şiirini okudum. Öyle ya! Merhum Türkeş’in TBMM’de dediği gibi “Nazım, dilimizi en iyi kullanan büyük Türk Şairidir”

“Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak

Bu cehennem, bu cennet bizim! Bizim dostlar bizim!”

Konuşmamda Turan Milletvekilimiz dediğim Ganire Paşayeva’nın “Şiirden ziyade balaca/uşakça (çocuklara) kitaplar yazmalıyız sözlerine önemle vurgu yaptım.

Ana hatlarıyla ve doğal olarak egosantirik/benmerkezli anlatımımızdan kültür gezimizin heyetimize yakınlarımıza ve milletimize faydalı olduğu anlaşılsın. Ölmez sağ kalırsak eğer IX. Şairler Buluşmasına da davetliyiz ve katılmayı arzu ederiz.





Yorumlar












Web-Site'miz AA-Anadolu Ajansı Abonesidir.



Aktif Ziyaretçi 26
Dün Tekil 1116
Bugün Tekil 1056
Toplam Tekil 2295060
IP 54.234.228.185






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:



































































12 Rebiü'l-Evvel 1440
Kasım 2018
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Sevgim - Millete!
Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete!
itaatim - Hocalarıma!
Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma!
Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!

(Ebülfez ELÇİBEY)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2018 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu