“Türkiye'nin Yeni Bir Kurtuluş Savaşı Verdiği Dönemde Atalete Tahammül Edemeyiz” - TC Cumhurbaşkanlığı - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









“Türkiye'nin Yeni Bir Kurtuluş Savaşı Verdiği Dönemde Atalete Tahammül Edemeyiz” - TC Cumhurbaşkanlığı
Tarih: 08.08.2017 > Kaç kez okundu? 90

Paylaş


AK Parti Rize İl Başkanlığı 92. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, "Teşkilatlarımızın bir kısmında metal yorgunluğu emareleri gördüğümü çeşitli defalar dile getirdim. Büyük kongre sürecimizi de fırsat bilerek teşkilatlarımızda kapsamlı bir değişim yapmak durumundayız. Genel Başkan olarak bu konuda kararlıyım. Milletimizin bizden beklentilerini karşılayabilecek donanıma ve dinamizme sahip arkadaşlarımızla yolumuza devam edeceğiz" dedi.



AK Parti Rize İl Başkanlığı 92. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısına katılarak partililere seslenen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize ve Malatya ziyaretlerinin muhteşem geçtiğini belirterek, toplu açılış töreni gerçekleştirdiklerini ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini aktardı.







“YATIRIMLARI ÇOK YAKINDAN TAKİP EDİYORUM”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize programı kapsamında dün Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı tarafından Güneysu'da yapılan akademisyen lojmanlarının durumunu görmek istediğini belirterek, şunları söyledi: "Rize'nin en önemli sorunu, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinin buraya akademisyen gelmeyişi. 'Acaba nerede kalacağım, çocuklarım nerede okuyacak, acaba orada anaokulu, ilkokul var mı? Orta var mı, fen lisesi var mı, Anadolu var mı?' Tabii bütün akademisyenlerin derdi bu. Biz de burayı cazibe merkezi hâline getirebilmek için bunları da düşünmek zorundaydık. Onun için vakfımız sağ olsun böyle bir adımı attılar. Şu anda yaklaşık 160 daireli, orada yerel mimariyle bu konutlar hamdolsun yapılıyor ve konutların yapımıyla birlikte de bu sorunu büyük ölçüde çözmüş olacağız" diye konuştu.



Rize-Artvin Havalimanı inşaat alanında incelemelerde bulunduğunu ve brifing aldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu havalimanının farklı bir özelliği olacak, ülkemizin Ordu-Giresun'dan sonra deniz üzerine inşa edilen ikinci havalimanıdır. İkinci havalimanı olmanın yanında inşası için 100 milyon metreküp dolgu yapılacak bu havalimanımız inşaat tekniği bakımından kendi alanında Avrupa'nın ilk sırasında yer alacak" dedi.



Konuşmasında bölgede yapılan yatırımları çok yakından takip ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizin her meselesini olduğu gibi Rize’mizi ve bölgemizi ilgilendiren tüm yatırımları çok yakından takip ediyorum. Zaten bunları yakından takip etmediğiniz zaman temelini atarsın öyle kalır. Yıllarca öyle olmadı mı? Yıllarca öyle oldu. Temelleri attılar, betonu döktükleri yerde o iş kaldı veya projede kaldı ama biz 15 sene önce geldiğimizde ne dedik 'bizim attığımız temeller yerinde kalmayacak, yükselecek ve ben temel atmaya değil açılışlara geleceğim' dedim ve hamdolsun bugüne kadar yüzlerce eserin hep açılışlarında oldum."



“KARADENİZ, HER ALANDAKİ YATIRIMLARLA TÜM DÜNYADA YENİDEN KEŞFEDİLEN BİR YER”



Karadeniz'in eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye kadar hemen her alandaki yatırımlarla sadece Türkiye'de değil adeta tüm dünyada yeniden keşfedilen bir yer hâline geldiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar yeterli değil çünkü Karadeniz’imizi çok daha farklı kılacağız, inşallah şu anda onun da gayreti içerisindeyiz. Meyveler yavaş yavaş toplanmaya başladı" diye konuştu.



Üniversitenin eğitimde marka haline dönüşme konusunda emin adımlarla ilerlediğini; ilk, orta ve lise düzeyinde de okullarda hem fiziki imkânlar hem de kalite anlamında önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık konusunda da il ve ilçe merkezlerinde her türlü altyapının büyük ölçüde tamamlanmış durumda olduğunu bildirdi. Karayolu yatırımlarında ciddi mesafe alındığını, bölünmüş yol ve tüneller sayesinde kesintisiz bir yolculuğun mümkün hale geldiğini belirten Erdoğan, en önemli eksiklik olan havayolu ulaşımı sorununu da yıllık 2 milyon yolcu kapasitesiyle kısa zamanda bitireceklerini aktardı.



“TABİİ VE BEŞERİ ZENGİNLİKLERİMİZİ MUTLAKA KORUMALIYIZ”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu gelişmelerin en somut neticelerini turizm sektöründe gördüklerini, Karadeniz'in yaylaları, köyleri ve kıyılarının başta Araplar olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinden gelen ziyaretçilerle dolup taştığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "İnşaat ve turizmin en önemli özelliği pek çok sektörün de sürükleyicisi ve lokomotifi olmalarıdır. Ancak bu güzel gelişmeler yaşanırken bölgemizin tabii ve beşeri zenginliklerini mutlaka korumalıyız. Yapılaşma konusunda bu sancıyı uzun süredir ziyadesiyle zaten yaşıyoruz. Turizmde de aynı hataya düşülmeyeceğini ümit ediyorum."



Hâlihazırda 480 lojman inşaatının da yerel mimariyle yapımının devam ettiğini, bu inşaatları görenlerin de Rize mimarisinin bambaşka olduğunu göreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu anlatmamız lazım. Bu neyle olacak? Lafla olmaz, eseri göstereceksin, şimdi biz bunu gösteriyoruz, bunu ispat ediyoruz. İnanıyorum ki bunlar görüldükçe benim vatandaşım da 'Benim de niye böyle bir evim olmasın?' diyecektir buna göre yapacaktır" diye konuştu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize İl Teşkilatında arkadaşlarıyla konuşurken yaylaların gündeme geldiğini belirterek, "Şu anki Ayder Yaylası bizim temsilimiz olamaz. Allah'ın bize verdiği Ayder bambaşka ama biz Ayder'i kirlettik, rezil ettik. Başkan, öyle olur mu? Olmaz değil mi?" dedi ve Ayder'i kentsel değişim ve dönüşümle şanına yakışır bir hâle getireceklerini vurguladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Uzungöl'ü konuştuklarına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı değişim ve dönüşümü Uzungöl'de yapmaları gerektiğini, buraların çekim alanı olduğunu, bu düzenlemeler yapıldığında buraya gelip gidenlerin sayısının çok artacağını vurguladı.



"ANLIK KAZANÇLAR UĞRUNA GÜZELLİKLERİN TAHRİBİNE MÜSAADE ETMEMELİYİZ"



Rize'de henüz doğru dürüst bir otelin olmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Buralara gelenler geliyor, ‘nasıl kaçacağım’ diye düşünüyor. Şimdi bazı arkadaşlarımızı teşvik ediyoruz. Onlar bu otel olayına girmeleri hâlinde Rize biraz rahatlayacak. Bunu bir an önce yapmamız lazım. Bir taraftan milletvekillerimiz, bir taraftan biz sıkıştıracağız. İnşallah bu girişimcilerimiz, Rizeli hemşerilerimiz bu adımı atarlarsa o zaman Rize daha çok turist çekecek. Tamahkârlığa kapılarak, anlık kazançlar uğruna güzelliklerin tahribine asla müsaade etmemeliyiz. Buna dikkat edelim. Aynı şekilde yine tamahkârlığa kapılarak misafirlerimizin gönüllerini kıracak hal ve hareketlere meyledilmemeli."



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize'nin 16 Nisan halk oylamasında yüzde 76'lık "evet" oranıyla kendine yakışan bir netice ortaya koyduğunu ancak bunun yeterli olmadığını, 2019'a çok daha büyük bir gayretle girilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Şimdiden kapı kapı dolaşmaya kararlı mıyız?" diye sordu ve gençlerin "Yol ver yürüyelim, yüzde 90 alalım" tezahüratları üzerine, "Ya ben sizin yolunuzu tıkamadım ki yol açık. Gökten ne yağar ki yer kabul etmez" ifadesini kullandı.



"ASIL İMTİHANIMIZ 2019 KASIM'DA"



Halk oylamasıyla birlikte geçilen yeni yönetim sistemiyle çıtanın yükseldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz, Kasım 2002'deki seçimleri yüzde 34,4 ile kazanarak iktidara gelmiştik. Yeni sistemde başarı çıtası artık yüzde 50+1 oy. Şimdi kolay değil, daha zor. Çalışacağız. Siz Allah'ın izniyle zoru kolay kılacaksınız. Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sıkıntıların üstesinden ancak böyle güçlü bir yönetimle gelinebileceğine inandığımız için bu sistemi getirdik. Aslında yüzde 34 ile yüzde 50 aralığındaki oy oranlarıyla defalarca iktidara gelmiş bir parti olarak başarı çıtasını yüzde 50'nin üzerine çıkarmaya hiçbir mecburiyetimiz yoktu. Peki niye yaptık bunu? Yeni yönetim sistemi ile kendimiz için değil ülkemiz için doğru olanı yaptık. Anlayışımız buydu. Yeni sistem, 2019 milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte yürürlüğe giriyor. Onun öncesinde mahalli idareler seçimi var. Mart 2019. Bu seçimde çok iyi bir netice almamız gerekiyor ki 2019 Kasım'daki parlamento ve başkanlık seçimini de çok daha güçlü kılalım. Aksi takdirde aralarında hiçbir ilişki olmamasına rağmen milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri için önümüze psikolojik bir bariyer çıkartılabilir. İşte görüyorsunuz şimdi asıl imtihanımız 2019 Kasım'da yapılacak seçimler olacaktır" dedi.



“TEŞKİLATLARIMIZDA KAPSAMLI BİR DEĞİŞİM YAPMAK DURUMUNDAYIZ”



Yüzde 50'nin üzerinde oy almanın zor olduğunu, 2014 seçiminde ve 16 Nisan halk oylamasında gördüklerini, geçmişte milletvekili seçimlerinde ulaşılabilen en yüksek oy yüzde 49,5 iken mahalli idareler seçimlerinde bunda düşüş gördüklerini hatırlatan ve AK Parti olarak 2019'a çok sıkı şekilde hazırlanmaları gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Teşkilatlarımızın bir kısmında metal yorgunluğu emareleri gördüğümü çeşitli defalar dile getirdim. Büyük kongre sürecimizi de fırsat bilerek teşkilatlarımızda kapsamlı bir değişim yapmak durumundayız. Genel Başkan olarak bu konuda kararlıyım. Milletimizin bizden beklentilerini karşılayabilecek donanıma ve dinamizme sahip arkadaşlarımızla yolumuza devam edeceğiz. Belde seçimlerinden başladık, şimdi ilçe ve il seçimleri var. Bununla ne anlatmak istiyorum. Kardeşlerim koltuklara getireceğimiz arkadaşların isimleri değil o isimlerin halkla iletişimi nasıl, aslolan bu. İl teşkilatımızdaki daraltılmış toplantıda da ifade ettim. Devleti biz yönetiyoruz, ben de Cumhurbaşkanı olarak hükûmetimiz ile el ele bir gayretin içindeyiz. İstediğimiz kadar yollar yapalım, havalimanı yapalım, enerjide rekor üstüne rekorlar kıralım ki kırıyoruz, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, bu yatırımları Cumhuriyet tarihinde hiçbir iktidar yapmadı. Bunları biz yaptık. Peki yeterli mi? Bunların hepsi gerekli ama yeterli olan ne? Gönülleri kazanmak" dedi.



“TEVAZU EHLİ OLARAK HALKIMIZLA KUCAKLAŞACAĞIZ”



Teşkilatları gönül erleri, akıncılar olarak gördüğünü belirten ve “Siz elektrik vereceksiniz, siz elektrik alacaksınız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Gerek bakanlarımız, gerek belediye başkanlarımız, gerek teşkilatımızın tüm elemanları, belediye meclis üyelerimiz, ‘ben belediye başkanıyım’ yanından, havasından geçilmiyorsa yandık yandık. ‘Ben bakanım’ yanından havasından geçilmiyorsa yandık. Ya mütevazı ol mütevazı, tevazu eli olacağız, tevazu ehli olarak halkımızla kucaklaşacağız, halkımızla bütünleşeceğiz. Ve nerede bir fakir fukara, garip gureba var onlara ulaşacağız, onların sorunlarını kendi sorunumuz bileceğiz ve çözmeye çalışacağız. Bunu başardığımızda anda yüzde 50 artı 1 değil çok daha ötesinde Allah’ın izniyle oy alarak biz iktidar oluruz.”



“HİÇBİR GAFLETE, HİÇBİR İHANETE TAHAMMÜL ETMEYECEĞİZ”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin adeta yeni bir Kurtuluş Savaşı verdiği dönemde olduklarını belirterek, hiçbir atalete, hiçbir gaflete, hiçbir ihanete tahammül edemeyeceklerinin altını çizdi. İhanet edenleri gördüklerini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olanları gördük değil mi? Nerede şimdi? Pensilvanya’da. Gerisinden gelenler nerede? Onlar da kaçıp gidiyorlar, bir kısmı cezaevlerinde, bir kısmı yurt dışına kaçmış vaziyette. Şimdi bunlarla bir mücadele veriyoruz, bunlar FETÖ terör örgütü. Bir diğeri de malum bakıyorsunuz PKK terör örgütü, onlarla da mücadele veriyoruz. Bir diğeri de DEAŞ, onlarla da mücadele veriyoruz. İşimiz öyle kolay değil, öyleyse biz bu güzel milletimizi, bu sevgili milletimizi biz yanımıza alacağız. Biz gücümüzü önce Hak’tan, sonra halktan alacağız, böyle yürüyeceğiz, bunu bilelim. Bunu başardığımız gün Allah’ın izniyle durum çok farklı olacaktır” diye konuştu.



“DAVASI OLMAYAN VE MİLLETİMİZİN TAMAMINI KUCAKLAMAYAN YÖNETİCİLİK YAPAMAZ”



“Ülkemize yönelik saldırılar karşısında öncelikle bizim AK Partililer olarak sapasağlam durmamız gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Hizmet edecek motivasyonu, gücü, heyecanı kalmamış, bencillik batağında çırpınan defolu kişilerle böyle zorlu bir mücadeleyi yürütemeyiz. Hiçbir kardeşimizi de sen kenarda dur diyemeyiz, çalışacak kim olursa olsun hepsine kapımızı açacağız. Bu kapı, kusura bakmayın, şu anda görev mahallinde olanlara ait bir kapı değildir ve kapımız hep açık olacak, çünkü bu kapı gönül kapısıdır. Gönül kapısı gönül koymaya gelmez, burada çok hassas olacağız, çok dikkatli olacağız. Bunun için ilk etapta teşkilatlarımızda başlatacağımız değişimi sıkı tutmak zorundayız. AK Parti teşkilatlarında görev alacak kişilerin şu bakanın, bu milletvekilinin, filanca grubun, falanca yapının adamı değil, davanın ve milletin adamı olması şarttır. Bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; davası olmayan ve bulunduğu yerde milletimizin tamamını kucaklamayan hiç kimse AK Partide yöneticilik yapamaz, bunu böyle bilelim. Tüm arkadaşlarımdan ilçe ve il teşkilatlarımızda bu vasıflara uygun kadroların görev alması için gayret göstermelerini, bu yönde katkı sunmalarını rica ediyorum. Açık söylüyorum, 15 yıl öncesinin, 20 yıl öncesinin, 25 yıl öncesinin siyaset baronlarının tarzıyla AK Partide etkinlik kurmaya kalkan herkes karşısında bu kardeşinizi bulur, bunu böyle bilin. Esasen bu şekilde AK Partiye yapılan kötülük, tüm Türkiye’ye yapılmış bir kötülüktür. Ülkemizin bize ve bizim 15 yıldır yaptığımız hizmetleri 2023 hedeflerimizle taçlandırmamızı ihtiyacı var, millet bizden bunu bekliyor. Onun için ben partimizin kuruluşunda emeği geçen tüm kardeşlerime vefa borcumuzun olduğuna inanıyorum. Yani bu kardeşlerimizle şu andaki kadrolarımızın bir defa irtibatı, ilişkisi çok daha kavi bir şekilde devam etmelidir. İhanet etmedikten sonra biz onları hiçbir zaman kapıda bırakamayız, onlarla beraber yolculuğu devam ettireceğiz, çünkü onlar, hani biliyorsunuz Bedir farklıdır, Uhud farklıdır, onun için bu inceliği bir kenara koymayacağız, bunun üzerinde hassas duracağız. Her bir arkadaşımdan kongre süreçlerindeki adımlarını bu gerçekler ışığında atmasını bekliyorum.”



“TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI VERDİĞİMİZ MÜCADELEYİ KAZANABİLECEĞİMİZ GÜCE VE KARARLILIĞA SAHİBİZ”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerine karşı yürütülen mücadelenin tüm hızıyla devam ettiğini belirterek, Türkiye’nin isimleri farklı da olsa, amaçları aynı olan pek çok terör örgütüne karşı verdiği mücadeleyi çok rahatlıkla kazanabileceği güce, imkâna ve kararlılığa sahip olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin karşısındaki terör örgütlerinin arkasında onlarca başka güçlerin var olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsimlerini açıklamayacağım, hangi ülkeler var. Sahada birbirleriyle mücadele ediyor gözüken terör örgütlerinin, Türkiye söz konusu olduğunda inanılmaz bir uyum ve işbirliğiyle hareket etmeleri, gerçek niyetin ne olduğunu gösteriyor. İşte şurada daha yeni G-20 toplantısını geçirdik Hamburg’da ve orada bir tane pankart, bir tane otomobil, benim resmimi koymuşlar, hemen altına Putin’in resmini koymuşlar, altına da Suudi Arabistan Kralı Selman’ın resmini koymuşlar ve ne diyorlar? ‘Bu diktatörleri öldüren bu arabayı alır’ diyorlar. Şimdi çok ilginçtir ve bunu oraya koyuyor, bu tablo orada, etrafında kim var? Başbakanlık önünde oluyor bu, Alman polisi var, Alman polisi de bunu izliyor, seyrediyor. Ya Türkiye’de buna benzer bir şey bugüne kadar bunların yaptığı gibi oldu mu? Olmadı. Arapların atasözü aklıma geldi, ‘men dakka dukka’ Yani kim kime bir kötülük ederse veya vurursa, karşılığını aynıyla bulur” diye konuştu.



“Bunca yıldır bizim 3 milyon insanımız Almanya’da, kötülük olarak ne gördünüz?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Sadece teröristlere bu Almanya yataklık yapıyor. Sayın Şansölyeye 4 bin 500 terörist dosyası verdim. Cevap aldığımız bir tane yok. Ama kendileri bizde bir terörist olduğu zaman gözaltı veya tutuklu, ‘bunu bize verin’ diyor. Sen bir gönder bakalım ya, sendekileri bize göndermiyorsun, tam tescilli teröristler, bizden hemen bunları istiyorsun. Yargı sende var da Türkiye’de yargı yok mu ya? Türkiye’de de yargı var. Kusura bakma, yargı kararı verir, ona göre de biz hareket ederiz, bizim anlayışımız da bu; öğrenecekler bazı şeyleri. Bize yönelik bu saldırıların hepsi de örtülü olduğu, kimse kendi kimliği ve bayrağıyla cephede yer almadığı için gerçekten çok ilginç bir mücadele yürütüyoruz. Köroğlu’nun biliyorsunuz güzel bir sözü var, ‘tüfek icat oldu, mertlik bozuldu’ İşte bu asimetrik savaş da bize aynısını dedirtiyor. Sadece bileğimizle ve yüreğimizle değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik zekâmızla da sürdürmek zorunda olduğumuz bir mücadelenin içinden geçtiğimizi çok iyi biliyoruz ve iyiyiz, daha da iyi olacağız. Tarihimizde ecdadımızın bu yöntemleri gayet iyi kullandığı dönemler bulunuyor. Bugün biz de sahada yüreğimiz ve bileğimizle, masada da siyasi ve ekonomik gücümüzle, aklımızla hem üzerimize yönelen saldırıları bertaraf etmeye, hem de kendi oyun planımızı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Her geçen gün elhamdülillah çok daha iyi gelişiyor. Karşımızdaki güçlerin imkânlarının büyüklüğünü düşündüğümüzde, şu ana kadar hiç de fena gitmediğimizi söyleyebiliriz.”



“İSTİKLAL VE İSTİKBAL MÜCADELEMİZİ ELİMİZDEN ALAMAYACAKLAR”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, siyasi ve ekonomik kıskaca alındığı için her adımı öngörebilen dolayısıyla her konuda yönlendirilebilen bir ülkeden kendi oyun planı olduğu için öngörülemez ve artık yönlendirilemez bir ülke hâline geldiklerini belirterek, “Şimdi artık bizim üzerimizde bu oyunları oynayamıyorlar. İşte bunun adı özgürlüktür, bunun adı bağımsızlıktır, bunun adı istiklaldir biz bunu yakaladık. Özgürlük mücadelemizi elimizden alamayacaklar, bağımsızlık mücadelemizi elimizden alamayacaklar. İstiklal ve istikbal mücadelemizi elimizden alamayacaklar. Bunu basamak basamak inşallah hedefe taşıyacağız” şeklinde konuştu.



15 Temmuz'da şehitler verildiğini, 2 bin 193 gazinin olduğunu, şehitlerin makam-ı âliye, gazilerin de o şerefle yürüdüklerini dile getirerek gazilere şifa, şehitlere Allah'tan rahmet dileyen, Türk milletinin canı pahasına elde ettiği ve koruduğu istiklalinin tek bedelinin can olabileceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim bir rabiamız var. Ana muhalefetin başındaki zat bunu anlayamadı. Ne diyor? Bir terör örgütünün işaretini yapıyor. Terör örgütü işaretlerini siz yaparsınız, bizim terör örgütleriyle işimiz yok. Ana muhalefetinin başındaki zata bunu öğretmemiz lazım. Rabiada ne var biliyor musun? Bunu iyi öğren. Eğer bunlara bir şey diyebiliyorsan ayrıca o tartışılabilir. Ama benim milletim bunlara bir şey demiyor” dedi.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rabiada tek millet bulunduğunu, Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Romanıyla, Boşnakıyla 80 milyonun tek millet olduğunu belirterek, “Bu tek millette bizim bir inceliğimiz daha var, biz yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevdik, bizim farklılığımız bu ey Kılıçdaroğlu” diye konuştu.



“ŞEHİTLERİMİZİN KANINI YERDE BIRAKMAYACAĞIZ”



İkinci olarak tek bayrak bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu bayrağımıza eş bayrak var mı? Yok. Rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidin ta kendisi. Buna bir şey söyleyebilir misin Kılıçdaroğlu? Ama bazıları paçavralarla dolaştılar ve sen o paçavraların altında Hakkâri’de gittin miting yaptın. Biz o günleri biliriz. Kime neyi anlatıyorsun?” dedi.



Üçüncüsünün de tek vatan olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çok önemli. Bizim Güneydoğu, Doğu illerimizi bölmek parçalamak istemediler mi? Böyle bir gayretin içerisine girmediler mi? Girdiler. Biz ne dedik? 'Oraları size mezar ederiz' dedik. İşte Gabarda Tendürekte, Küpelide, Bestler Deresi’nde bütün oralarda şu anda güvenlik güçlerimiz gece gündüz demeden, 'inlerine gireceğiz' dedik ve inlerine girdik. Şu anda da yoğun bir şekilde operasyonlar devam ediyor. Niye? Bizim şehidimizin kanını biz yerde bırakmayacağız. Çünkü biz şehit annelerini, şehit eşlerini gördüğümüzde onlardan dinlediğimiz tek şey nedir? 'Şehidimin kanı yerde kalacak mı?' Biz de onlara diyoruz ki 'asla'. Onların intikamını biz bu dünyada alacağız ama biz yine bir şey daha biliyoruz ki azizün züntikam olan Allah'tır, ebedi âlemde de zaten Rabbimiz onların intikamını alacaktır.”



“MANİFESTOMUZ; TEK MİLLET, TEK BAYRAK, TEK VATAN, TEK DEVLET”



Dördüncünün tek devlet olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu dörtlü AK Parti'nin manifestosudur. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devletinden başka hiçbir devletimiz yoktur. Kim ne derse desin? Hepsi hikâye. Ben size partimin Genel Başkanı, aynı zamanda Cumhurbaşkanı olarak manifestomuzu söylüyorum; tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bitti. İnşallah Türkiye Cumhuriyeti devletimizi çok daha güçlü hale getirmenin gayreti içerisindeyiz ve bunu da başaracağız. Tüm kurumlarımızı güçlendirerek bunu başaracağız. Ondan sonra bunlar kaçacak delik arayacaklar. Modern, medeni böyle bir devleti bağımsız, bağımsızlığının yanında özgürlük mücadelesini kazanmış bir devletin inşasında, ihyasında hep beraber el ele olacağız. Eğitimden, sağlığa, adaletten, emniyete, ulaşıma, enerjiye her yönüyle. Benim şu anda yurt dışındaki vatandaşlarım, kardeşlerim ülkeye döndükleri zaman 'Almanya neymiş. Benim ülkem oraları geçti' diyecek. Öyle mi? Bitti” dedi.



Çocukluk yıllarında uçağa binemediklerini, sırt üstü yatıp arada sırada bir uçak geçtiğinde seyrettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, o zamanki otobüslerin de İstanbul'dan iki günde, bazen üç günde gelebildiklerini anlattı. Armelit Dağından çıkarken inerken ‘düştük düşeceğuz, gittik gideyruk’ sözlerinin sarf edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi bunlar var mı? Şimdi elhamdülillah bunların hepsini aştık mı? Bu Karadeniz Sahil Yolu'nu bitirdik mi? Geldiğimizde yüzde 35 idi. Şimdi yüzde 100. İnşallah şimdi Yeşil Yol'u da halledeceğiz. Bütün bunlarla beraber Karadeniz, hem kendi insanına hem tüm dünyaya mesajını farklı verecek. Ama ne olur gelin ya evini yapıyorsan güzel yap. Buraya yakışır şekilde yap, deden nasıl yaptıysa öyle yap. Bize yakışan o. Biz de elimizden gelen desteği, yardımı verelim” ifadelerini kullandı.



“15 TEMMUZ GECESİ ÖLÜMÜ KORKUTMUŞ BİR MİLLETE TEHDİT İŞLEMEZ”



“15 Temmuz gecesi ölümü korkutmuş bir millete bunların yaptığı tehditlerin hiçbiri işlemez” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bir yandan PKK'lısı ile FETÖ'sü ile DEAŞ'ı ile diğerleri ile terör örgütlerini topraklarımızda nefes alamaz hâle getirecek, diğer yandan da Suriye ve Irak'taki oyunları bozacağız. Hiç endişeniz olmasın. Suriye'de Fırat Kalkanı Harekâtı ile ilk adımını attığımız operasyonların bölgede oluşturulmak istenen yeni düzeni nasıl alt üst ettiğini biliyoruz. Şu anda 2 bin kilometrekarelik alanda biz otoriteyiz. En kısa sürede yeni adımlarla terör örgütleri üzerinden bina edilmeye çalışılan bu düzeni tamamen yerle bir edeceğiz. Aynı şekilde Irak'ta da yeni terör bölgeleri ve oluşumların inşasına izin vermeyeceğiz. Bunun bizim için basit bir siyasi nüfuz alanı oluşturma değil, ülkemizin ve milletimizin bekası meselesi olduğu bilinciyle gereken her fedakârlığı göze alarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”



Ekonomik verilerdeki olumlu duruma işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin büyüme oranının sürekli arttığını, 2017'nin ilk çeyreğinde büyüme oranının yüzde 5'e çıktığını, artışın devam edeceğini belirterek, ihracatta 150 milyar doların yakalandığını söyledi.



“KENDİMİZİ YENİLEYELİM”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün bunlarla birlikte ülkemizdeki bazı gafiller ya oyunun farkında olmadıkları ya da oyuna karşı tarafın özellikle safında dâhil oldukları için kafaları karıştırmaya, suyu bulandırmaya çalışıyorlar. Ancak milletimiz her şeyi görüyor, biliyor, iradesini ona göre ortaya koyuyor. Dikkat ederseniz AK Parti olarak geçtiğimiz 15 yılda ülkemizin ve milletimizin hayrını gözeterek girdiğimiz hiçbir kavgadan evvelallah mağlup olarak çıkmadık. Son üç-dört yıldır ise artık milletimizin ve devletimizin bekası haline dönüşen bir mücadele verdiğimiz tüm çıplaklığıyla açıkça ortada. En büyük desteği biz bu dönemde aldık. 2019 seçimlerinin anlamının bu olduğunu gayet iyi biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.



“Yeter ki biz üzerimize düşenleri hakkıyla yapalım, yani kendimizi yenileyelim” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne olur, eksiklerimizi süratle tamamlayalım ama bir şey daha var, bir olalım, iri olalım, diri olalım, hep birlikte Türkiye olalım. Bize mademki 'ancak inananlar kardeştir' düsturu yakışıyor bunun gereğini yapalım. Biz birbirimizi kıramayız, bir tarafa iteleyemeyiz, öteki diye bakamayız. Bizde ötekileştirme asla olmayacak, olamaz. İnanın bana gerisi kendiliğinden gelecektir” diye konuştu.



Toplantının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, üye kampanyalarını da ana kademe, kadın kolları ve gençlik kollarının başarılı bir şekilde götürmesi gerektiğini vurgulayarak konuşmasına şu cümlelerle son verdi: “Dün de söyledim, bugün burada da söyleyeyim, 94 belediye seçimleri öncesi hanım kardeşlerimiz İstanbul'da bir çalışma yaptılar. Çok manidardı, kapı kapı dolaştılar. Peki dolaştılar da ne yaptılar. Her kapısını çaldıkları eve 40 gramlık bir kahve verdiler peki o kahvede ne vardı? Üzerinde bir yazı vardı, 'bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır' diyordu. İşte sizler de 40 yıl hatıralarda kalabilecek inşallah hanım kardeşlerim olarak bu adımı atmalısınız. Genç kardeşlerim aynı şekilde gençlerle diyaloğu çok daha iyi bir konuma, noktaya üniversitelerde, liselerde getirmelisiniz. Biliyorsunuz artık 18 yaş var. Bak 30 yaştan başladık, aşağı doğru çektik mi? Önce 25, sonra da 18. Şimdi seçme, seçilme artık 18 yaş. Çok çalışacağız, niçin 18 yaşında parlamentoya girme şansını yakalamayalım. İşte bunlarda yakalayacağız ve sizler bunu yakalamaya da hazırsınız.”



RİZE VALİLİĞİNİ ZİYARET



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Rize İl Başkanlığı 92. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı ardından Rize Valiliğini ziyaret etti. Rize Valiliği’ne gelişinde Vali Erdoğan Bektaş tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, girişte polis tören mangasını selamladı.



Ziyarette Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı da hazır bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, valilikten ayrılışında, kendisini bekleyen vatandaşları selamladı.



KAYNAK:

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/80118/turkiyenin-yeni-bir-kurtulus-savasi-verdigi-donemde-atalete-tahammul-edemeyiz.html





Yorumlar











Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 749
Bugün Tekil 186
Toplam Tekil 1870212
IP 54.196.74.153






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































24 Zi'l-ka'de 1438
Ağustos 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Başka dile uymaz ananın sesi, Her sözün ararsan vardır Türkçesi
(Ziya GÖKALP)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.382 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu